Türkiye’nin 5 yıllık kredi iflas riskini gösteren CDS (credit default swap) oranlarındaki durdurulamayan yükseliş sürüyor. Bayram öncesi 834’lerde seyreden CDS oranları, yüksek enflasyon, euro’nun değer kaybetmesi, dış borcun yükselmesi ve Fitch’in kredi notunu düşürmesi gibi kötüye giden ekonomik göstergelere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala için Türkiye’ye verdiği ihlal kararı da eklenince 873 puanın üzerine çıktı.

2001 krizindeki 1400 puana kadar çıkan CDS’lerdeki yükseliş Türkiye’nin yurt dışından alacağı kredilerin maliyetini yükseltirken, diğer yandan da yabancıların yeni yatırım kararı almasının önüne set çekiyor.

“TÜRKİYE İÇİN VERİLECEK KARAR, YABANCI YATIRIMLARI ETKİLEYECEK”

Finansalar piyasalar uzmanı İris Cibre, Türkiye ekonomisinin üst üste yapılan hatalar sonunda ne yazık ki ‘mükemmel fırtına’ya yakalandığına dikkat çekerek, CDS oranlarının yükselmesinin nedenlerini anlattı. Halktv.com.tr’den Nuray Tarhan’ın haberine göre Cibre şunları söyledi:

“AİHM kararı Türkiye için çok kritik. Daha önce Azerbaycan için ihlal kararı verilmiş ancak ülkenin geri adım atmasıyla yaptırım uygulanmamıştı. Türkiye için verilecek karar, yabancı yatırımları da etkileyecektir. Yabancı yatırımcılar için hukukun üstünlüğü önemli çünkü. Euro’nun değer kaybetmesi de ihracatımıza olumsuz etki yaparak, 30 milyar dolara dayanan cari açığımızı daha da artıracak. Türkiye, euro’nun yükselmesinden en olumsuz etkilenecek gelişmekte olan ülkelerin başında geliyor. Kısa vadeli dış borcumuz 182.4 milyar dolara dayandığı halde brüt döviz rezervimizin 101 milyar dolarda.

Yani önümüzdeki 12 ay içinde 210 milyar dolarlık finansman bulmamız gerekiyor ancak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) parasal sıkılaşmaya gitmesinin de etkisiyle borçlanma maliyetimiz giderek artıyor. Uluslararası kredi değerlendirme kuruluşu Fitch’in Türkiye’nin notunu kırarak B+’dan B’ye indirmesi de tuz biber ekti. Tüm bunlar bir araya gelince maalesef mükemmel fırtınaya yakalandık.”

“’YURT DIŞINDAN KAYNAK BULMAK ZORLAŞIYOR”

Finansal danışman ve DEVA Partisi Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Rıfat Gencal da önemli bir borç ödeme kapasitesi göstergesi olan CDS’in 900’lü seviyeleri test etmesi ve hatta geçmesinin dışarıdan kaynak bulmada önemli problemlere, borçlanma maliyetlerinin de sürdürülemez seviyelere çıkmasına yol açtığını söyledi. Gencal, CDS’teki artışı körükleyen nedenleri şöyle anlattı:

“Fed’in resesyon riskini göze alarak enflasyonu kontrol altına almak ve hedefi olan yüzde 2 seviyesine çekmek için politika faizlerini artıracağı mesajı karşısında ABD Doları hemen hemen tüm para birimleri karşısında değer kazanıyor. Son dönemlerde enerji krizinden en çok etkilenen Avrupa bölgesinin ekonomik durgunluğun daha da derinleşme endişeleri nedeniyle faizlerde agresif bir artışa gidemeyeceği beklentisi euro’yu da bu bağlamda etkiledi ve euro/USD paritesi par denilen 1.000 seviyelerine kadar geri çekildi. İhracatın yüzde 41.3 ile en yoğun olduğu Avrupa bölgesinin para birimi euro’nun bu negatif trendinin ihracatı da olumsuz etkilemesi bekleniyor.

“TÜRKİYE’NİN BORÇ ÖDEME KAPASİTESİ ÇOK BÜYÜK ORANDA NEGATİF ETKİLİYOR”

Türk ihracatçısının dolar üzerinden hammadde alarak üretim yapması ve bunu euro ile satması, ihracat bedellerinin yüzde 40’ını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na (TCMB) devretme zorunluluğu, krediye erişimin ihracatçı açısından sıkıntılı olması, reeskont kredisi kullanımının toplam ihracat bedelinin yüzde 40’ının TCMB’ye devrine ek olarak yüzde 30’unun kullanılan bankada blokeye alınması ve ihracatçının bir ay boyunca döviz almama taahhüdü vermesinin istenmesi de bu sıkıntılı süreci daha da zora sokuyor.

TCMB net rezervlerinin -55 milyar dolar olduğu akılda tutulduğunda, döviz rezervlerinin birikimine en büyük katkıda bulunan ihracat gelirlerinin yukarıda sayılan nedenlerle rezervlere katkısının azalma riski ile karşı karşıya oluşu önümüzdeki bir yıllık süreçte 190 milyar dolar borç çevirmesi ve 45 milyar doları aşabilecek cari açıkla karşı karşıya kalan Türkiye’nin borç ödeme kapasitesini de çok büyük oranda negatif etkiliyor.”