Online alışverişin pandemi döneminde zorunluluk haline gelen internet alışverişinin konforunun müşterileri cezbetmeye devam ettiğini ancak online alışveriş alışkanlıklarının çevreye zarar verdiği düşünülüyor.

The Guardian’da yayınlanan yazıya göre; pek çok müşteri online alışverişte ‘fazla fazla’ alıyor. Beden konusunda emin olamadığı için iki beden sipariş ediyor, uygun olanı tutup diğerini iade ediyor. Bir diğer alışkanlık da iki ayrı renk alıp, hangisinin yakıştığına bakarak diğerini geri vermek.

Online alışveriş konusundaki en çarpıcı veri, Britanya’da satın alınan giysilerin neredeyse yarısının iade edilmesi. Veri analizi yapan GlobalData bu rakamın 2025 yılına kadar yüzde 9 artmasını bekliyor.

Analist Patrick O’Brien, “Hayat artık daha pahalı, birçok tüketici satın alırken çok daha fazla ince eleyip sık dokuyacak” diyor.

GlobalData analisti Patrick O’Brien, “Yaşam maliyeti kriziyle birlikte, birçok tüketici satın alımlarında daha acımasız olacak, yalnızca tam olarak emin oldukları ürünleri uygun ve iyi değerde tutacak” diyor.

Perakendecilerin iadeler konusunda yaşadığı sorunlara çözümler sunan ZigZag Global‘ın CEO’su Al Gerrie’ye göre, alışveriş yapanların yüzde 40’ından en az bir ürünü iade edeceğini düşünüyor.

BİR FOTOĞRAFLIK GİYSİLER

Bir başka eğilim de giysilerin satın alınıp sosyal medyada paylaşmak üzere giyilmesi ve sonrasında geri verilmesi. Bunlar toplam iadelerin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor, yine de önemli bir hacim tutuyor.

Belirli bir değerin üzerindeki siparişlerin ücretsiz teslimatı, iadelerin ücretsiz olması, Amazon Prime gibi ücretsiz teslimat içeren abonelik hizmetleri iade sürecini kolaylaştırıyor, dolayısıyla artırıyor.

İnternet satış sitelerinde ürünle (kumaş, beden vs.) ilgili ayrıntıların kısıtlı olması da iadelere sebep olabiliyor. Böylece, perakendeci, kargo şirketi, müşteri, iade için tekrar kargo, iadeler konusunda satıcıya hizmet sunan üçüncü parti şirketler… Paketler hiç durmadan geliyor, gidiyor… Ve bu durumun büyük bir çevre kirliliğine sebep oluyor.

İade edilen malların karbon emisyonlarını hesaplamak basit bir iş değil. Ancak ABD’de iadelerin taşınmasının yılda 15 milyon tondan fazla karbondioksit emisyonu yarattığını tespit eden lojistik firması Optoro’nun araştırması, sorunun ölçeği hakkında bir fikir veriyor. Bu kirlilik, yaklaşık 3 milyon otomobilin emisyon çıktısına eşdeğer.

İadelerle artan nakliye, işçilik ve hammadde maliyetlerinin yanı sıra çevresel etkiler de dikkate alınınca, perakendeciler müşterilerini iadeden caydırmak için ciddi girişimlere başladılar.

İADELERDEN PARA ALINABİLİR

Bir dağıtım sektörü yetkilisi, birçok perakendecinin iadeleri azaltmak için müşteriden iade başına para kesmek istediğini ancak bu ekonomik rekabet koşullarında bunun ‘fazla cesur’ bir hareket olacağını söylüyor.

Bir başka yöntem de ürünü müşteriye site üzerinden çok daha iyi tanıtmak, beden ve renk konusunda daha gerçekçi fikir vermek için fotoğraf ve video kalitesini artırmak.

Aslında perakendeciler, vücut tarama makinelerinden avatarlara kadar çok sayıda teknik çözümü deniyor. Mesela Marks & Spencer, alışveriş yapanların vücut şekli, boy, yaş ve stil tercihlerini girip online alışverişten maksimum faydayı sağlamalarına olanak tanıyan Fit Finder‘ı kullanıyor.

SORUNU METAVERSE BİLE ÇÖZEMEZ

Patrick O’Brien, bazı teknoloji satıcılarının gelip metaverse’ün bu sorunu çözeceğini ilan etmelerini beklemesi gerektiğini belirterek “Ama çözemeyecek çünkü satın alma kararı dijital olarak kopyalanamayan unsurlara dayanıyor. Örneğin bir giysinin sizde yarattığı his ve kumaşın üzerinizden nasıl döküldüğü gibi.” diyor.

Yine de sorunun çözülmesi gerektiği ortada zira hem iklim hem finansman açısından tatsız hatta tehlikeli sonuçlara yol açma potansiyeli taşıyor.

İadelerin yüzde 50-80 arası yeniden satılabiliyor. Geri kalanların hayır kurumlarına bağışlanması, pop-up mağazalarda satılması, ürünleri tamir eden ve yenileyen ellerinde yeniden hayat bulması…

Kolay iade sayesinde satışlarını artıran perakendeciler şimdi kendi elleriyle büyüttükleri bir sorunu nasıl çözeceklerini düşünüyor.