Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın resmi temaslarında çevirmen olarak görev yapan , CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusunda bulundu. Kılıçdaroğlu, Fatima Gülhan Kavakcı Abushanab için, ‘Çevirmen hanım kızımızdan, yüzbinlerce Afgan sığınmacının ülkemize gelmesine yol açan o toplantıda Biden ile neler konuşulduğunu seçimlerden sonra devletimize açıklamasını talep edeceğiz. Verilen her yetki, sorumluluğu ile birlikte gelir. Kendisi de bunu bilecek yaştadır.” ifadelerini kullanmıştı.

Kavakcı’nın avukatı Sezgin Tunç sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kamu görevi ifade eden müvekkilini hedef aldığı gerekçesiyle Kılıçdaroğlu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu duyurdu.

Tunç’un paylaşımında yer verdiği suç duyurusu dilekçesinde, müvekkilinin Cumhurbaşkanlığı bünyesinde uluslararası ilişkiler uzmanı ve danışmanı olarak görev yaptığı, üniversite öğrenimini ise yurt dışında tamamladığı aktarıldı.

Buna rağmen Kavakcı hakkında son zamanlarda, kamusal görev ve faaliyetleri nedeniyle aleyhinde sistematik kampanyalar yürütüldüğü iddia edilen dilekçede, nefret ve ayrımcılık söylemi içeren haber, sosyal medya paylaşımı ve yorumlarla kişilik haklarının ihlal edildiği ileri sürüldü.

Kılıçdaroğlu’nun da Kavakcı’nın kişilik haklarına saldırı oluşturan beyanlarda bulunduğu iddia edilen dilekçede, “Şüphelinin, müvekkile karşı eylemleri nedeniyle ‘tehdit’, ‘nefret’ ve ‘ayrımcılık’, ‘görevi yaptırmamak için direnme’, ‘kamu görevlisine hakaret’ ve resen tespit edilecek suçlardan cezalandırılması için gerekli soruşturmanın yapılarak hakkında kamu davası açılmasını talep ederiz.” ifadesi yer aldı.

Dilekçede Kılıçdaroğlu’nun, Kavakcı hakkında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlara da yer verildi.

KILIÇDAROĞLU’NUN AÇIKLAMASI

Kılıçdaroğlu, suç duyurusuna konu olan açıklamasında şunları söylemişti:

“Sevgili Halkım,

Daha NATO’daki imzanın mürekkebi kurumadan Finlandiya ve İsveç’ten gelen skandal açıklamalar, Erdoğan’ın yine hiçbir şey alamadan imza attığını gösterdi. Şimdi de skandalın F-16 meselesinde devam ettiğini görüyoruz.

Yatırımcılarından (sahiplerinden) biri olduğumuz F-35 savaş uçağı projesinden çıkartılmamız ve paramızı geri alamamamız yetmiyormuş gibi, yalvar yakar duruma düşürüldüğümüz F-16 uçaklarını nerede kullanıp nerede kullanamayacağımıza dair şartlar koymaya kalktığını görüyoruz.

Erdoğan ne zaman diplomatik görüşmelerde çevirmen olarak yanına o hanım kızımızı aldıysa, ya milyonlarca kaçak sığınmacı ülkemize girdi ya da bedeli milletimize çok yüksek olan sözleşmelere imza attırdılar. Hep söyledim yine söyleyeceğim, Batı Erdoğan hakkında çok şey biliyor.

Erdoğan ucuz propagandalar dışında elle tutulur hiçbir şeyi bu ülkeye kazandıracak durumda değildir. Öyle ‘dış güçler’ demeyi falan bıraksınlar. Batı, Erdoğan rejimine düşman değildir. İddia ediyorum, Batı çok şey bildiği ve elinde tuttuğu bu tarz liderlere bayılır ve destekler.

Şimdi Erdoğan, sana ne yapman gerektiğini söyleyeyim. Çık ve de ki ‘Ben imza attım ama muhalefet bunun onaylanmasını parlamentoda engelleyecek, kendi grubumda da bu konuda kontrolüm tam değil.’

Yeter ki Türkiye masaya yeniden otursun. Tek bir şartımız var. Bu sefer sadece çevirmen hanım kızımızı yanına alarak iş görmeye çalışma sakın, bırak bu işin ehli diplomatlar işlerini yapsınlar. F-35 ve S-400 konularında anlaşmadan da o masadan kimse kalkmasın.

Buradan ABD’ye sesleniyorum. Bu konuda suçlu arayacaksanız, suçlusu biziz. Varsa bir sorununuz, bizimle halledin.

Ayrıca çevirmen hanım kızımızdan, yüzbinlerce Afgan sığınmacının ülkemize gelmesine yol açan o toplantıda Biden ile neler konuşulduğunu seçimlerden sonra devletimize açıklamasını talep edeceğiz. Verilen her yetki, sorumluluğu ile birlikte gelir. Kendisi de bunu bilecek yaştadır.”