Fıkıh Profesörü Hayrettin Karaman 2009’daki yazısında devletin “Gelire Endeksli Senet” (GES) çıkarmasını uygun bulmuş, bunun faiz olmadığını yazmıştı. İki gün önceki yazısından ise bunun faiz olduğunu yazıyor. (Yeni Şafak, 12 Haziran)

Hukukta da fıkıhta da insanlar fikir değiştirebilir. Ayrıntıda tanımı değiştiren farklar da olabilir. Hayrettin Hoca’nın yazısının önemi, bu çağda fıkıhla devlet idare edilemeyeceğini göstermesidir. Zaten Hoca’nın kendisi müstebit hükümdarlar yüzünden fıkıhta kamu hukukunun gelişmediğini yazmıştır. Kamu hukuku olmadan devlet yönetilebilir mi?!.

FIKIH TARTIŞMASI

Mesele fıkıhta asırları kapsayan bir tartışmanın şimdi GES’lerde ortaya çıkmasıdır: Altın, gümüş, para, buğday vs. gibi “misli” denilen değerlerin borç verilmesinde, bunların kullanımı karşılığında “getiri” alınması faiz sayılmış ve haram olduğu ifade edilmiştir.

Ama “mal” kullanımı karşılığı alınan “getiri” kira oluyor, faiz sayılmıyor…

Karaman Hoca devletin gelir karşılığı borç alamayacağını, bunun faiz olduğunu yazıyor. Fakat o geliri sağlayan mesela Hava Meydanları’nın hisse senetlerini süreli olarak satmak suretiyle devlet kaynak sağlayabilir… Hoca’nın deyişiyle, “Süre dolunca devlet, senetlerin bedelini ödeyerek malı geri alır. Kâr garanti edilemez.”

Böyle düşünenler elbette kâr ortaklığı denilen finans kurumları kurabilirler. Fakat devlet ve ekonomi böyle yönetilemez.

Meselenin fıkhî yönünü fıkıh hocaları tartışsın… Fakat iktisat tarihini ve modern ekonominin dinamiklerini dikkate aldığımızda, “kaynak yaratma”yı böyle dar kurallara bağlanmanın ekonomik gelişmeyi frenlediği açık bir gerçektir.

FİNANSMAN İHTİYACI

Batı’nın iktisadi üstünlüğü ele geçirmesinde, 13. Yüzyıldan itibaren gelişen finans kurumları büyük rol oynadı. Küçük tasarruf sahipleri yastık altında tutmak yerine birikimlerini şirketlere ve bankerlere faiz karşılığı yatırdılar. Sermaye birikimi gelişti. Bu sayede, 16 yüzyılda Avrupa’da faizler yüzde 5 civarında iken, Kanuni Süleyman döneminde Osmanlı’da faiz resmen yüzde 12 idi.

1500’lü yıllarda Avrupa’da artık bankalar vardı. Bu konuda Fernand Braudel’in “Maddi Uygarlık ve Kapitalizm” adlı iktisat tarihini tavsiye ederim. (Cilt II, s. 383-405)

Osmanlı’da ise para vakıfları para toplayamıyor, sadece zenginlerin bağışladığı paraları faizle kredi veriyordu. Devlet ise önceleri Galata Bankerlerine, sonra Avrupa piyasalarına borçlanıyordu, sonu Düyunu Umumiye olacaktı.

20. Yüzyılın başında gazeteci Hüseyin Cahit şöyle yazıyordu:

“Memleketimizde icrayı faaliyet eden birçok bankalar ve şubeleri mevcut olduğu halde bunların içinde hakikaten Osmanlı ve milli addedilebilecek hiçbir müessese mevcut olmaması cidden akıllara hayret verecek garabetlerdendir…” (Tanin, 18 Kasım 1916)

Avusturya’nın işgaline uğrayan Bosnalı Müslümanlar banka kurmak için bizim Şeyhülislamdan fetva istemişler, ama “hile-i şeriye” şartıyla karşılaştıkları için vazgeçmişler, Avusturya bankalarına muhtaç duruma düşmüşlerdi. Devrin açık fikirli ulemasından Mahmud Esad Efendi bunu ağır dille eleştirir. Esad Efendi’nin “Tarih-i İlm-i Hukuk” adlı ufuk açıcı eserini bütün hukukçulara ve özellikle fıkıhçılara tavsiye ederim. (Yetkin Yayınları)

Cumhuriyet niye hemen 1924’te İş Bankası’nı, 1930’da Merkez Bankası’nı kurmuştu?.. Açık değil mi?

ERDOĞAN NE YAPAR?

Bugün iktidar kamu kaynaklarını rant ve tüketim ekonomisinde harcadı. Merkez Bankası’nın kaynaklarını da tüketti, 128 milyar dolar olayı gibi… “Kur Korumalı Mevduat” bütçeye büyük yük getiriyor. İktidar yeni kaynaklar yaratmaya çalışıyor, GES böyle bir şey.

Heterodoks model yanlış olduğu için kaynak dayanmıyor!

Ekonomide sıkışan Erdoğan’ın “getiri” demesi, Hayrettin Hoca’yı ikna etmemiş. Erdoğan üç sene önceki “İslam güncellenmeli” sözünü mü tekrar eder, yoksa Diyanet’e “TOKİ fetvası” gibi bir açıklama mı yaptırır?

Siyaseti dinleştirmek dine nasıl zarar verir, siyaseti de nasıl kuralsızlaştırır, görüyorsunuz.

Dini kültürümüz “makasıd” yani nasslardaki “maksatlar”a göre “tecdit” edilmeli, bu çağda devlet ve ekonomi yönetimi için “demokratik laik sosyal hukuk devleti”nden başka bir yol olmadığını artık herkes görmeli.

Etiketler:

, , , ,