Harvard Üniversitesi’ni ziyaret eden Gazeteci Yazar Ertuğrul Özkök, Prof. Dr. Gökhan Hotamışgil ile görüştü. Bir karaciğer hücresinin en net görüntüsünü elde eden ekip, diyabet ve karaciğer hastalıkları ile ilgili elde edilen yeni bilgileri ve yaşanan bilimsel gelişmeleri anlattı.

Hotamışgil, Tip 1 diyabet için insülin tedavisinin bir alternatifinin olmadığını ifade ederek, Tip 2 diyabette iki hafta önce yeni bir ilacın onaylandığını söyledi. Hotamışgil,”Bu alanda çok önemli ilerlemeler var. Bunlar içerisinde en önemli küme genel olarak GLP benzerleri olarak adlandırılan ilaç gurubu. Mesela birkaç hafta önce yeni ve etkinliği yüksek bir ilaç daha onaylandı. Bunlar yine benzer mekanizmalar üzerinden çalışan daha etkin veya ikili ilaçlar” dedi.

Hotamışgil, insülin iğnesi olmadan diyabet tedavisi dönemi açılacağını vurgulayarak, “Zaten şu andaki görüş Tip 2 diyabet için insülin tercihini en sona bırakmak yönünde. Tip 2 diyabet tedavisinde insülin uygulamalarından uzaklaşılıyor artık. Bende bu şekilde düşünüyorum.” dedi.

Harvard Üniversitesi’ndeki Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi’ni ziyaret eden Özkök izlenimlerini yazdı.

Özkök’ün yazısı şu şekilde:

“Önceki hafta dünyanın en ünlü üniversitelerinden Harvard’daydım.

Gazetecilik hayatımın önemli günlerinden birini yaşadım.

Çünkü bu üniversitede kurulu “Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi’nde bir gün geçirdim.

Pladis Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker’le birlikte bu merkezin başkanı Prof. Gökhan Hotamışlıgil’den çok etkileyici bir brifing aldık.

BRİFİNG ODASINDA BİR ATATÜRK FOTOĞRAFI

Brifinge, Hotamışlıgil’in birlikte çalıştığı bütün asistanları da katıldı ve herbiri çalışıtğı alanla ilgili bilgi verdi.

O gün çok şey öğrendik.

O brifing sırasında bir şely dikkatimi çekti.

Brifing odasının duvarında bir pao vardı. Panonun üzerinde bize çalışmalarını anlatan asistanların fotoğrafları vardı.

Panonun en üstünde bir Atatürk portresi asılıydı.

Hotamışlıgil bir Cumhuriyet çocuğuydu…

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin, herkese açık okullarında okumuştu.

BİR KARACİĞER HÜCRESİNİN İÇİNDE DOLAŞMAK NASIL BİR ŞEY

O gün beni en şaşırtan şey, bu ekibin görüntülediği bir karaciğer hücresi oldu.

Bugüne kadar bütün dünyada yapılan en yüksek çözünümlü görüntüsü olmuş bu.

Üstelik sabit bir görüntü değil bu. Gerçek bir hücrenin içinde dolaşıyorsunuz. Ve bir hücrenin kompleks yapısı size şunu söylüyor.

Bu yıldızların altında daha keşfedilecek çok şey var.

Tabii insanın aklına , “Böylesine karmaşık bir yapı nasıl tasarlanır, kim tasarlar sorusu da” gelmiyor değil.

REFİK ANADOL BU HÜCREDEN BİR BİENAL SANATI ÇIKARMIŞ

Sabri Ülker Merkezi çok vizyoner bir kuruluş.

Elde ettikleri bu görüntüyü, dünyadaki en tanımmış vieo sanatçılarından biri olan Refik Anadol’a vermişler.

Ve o da bu görüntülerden yaptığı bir çalışmayı Venedik Bienalinde sergilemiş ve çok büyük ilgi görmüş.

BU TARİHİ VİDEO SAYESİNDE BULUNAN İLK ÖNEMLİ İLAÇ

Peki ne işe yaradı bu görüntüleme?

İlk sonucunu söyleyeyim.

Kolestrol tedavisinde yepyeni bir tedavi yönteminin önünü açtı.

Şimdi de Tip 2 diyabetin çaresinin bulunmasında çok ileri bir aşamaya gelinmesine yol açtı.

Prof. Hotamışlıgil’e bu çalışmaları ile 2018 yılında Avrupa Diyabet Araştırmaları Derneği ve Novo Nordsk Vakfı tarafından “Mükemmeliyet ödülü” verildi.

Önemli bir ayrıntı…

Bu vakfın jüri üyelerinin bazıları aynı zamanda Nobel jürisinde de yer alıyor.

BU TARİHİ VİDEOYU BU AKŞAM TV100’DE İZLEYEBİLİRSİNİZ

Hotamışlıgil’e bu ödül, “Obezite ve diyabet” üzerine yaptığı çalışmalar nedeniyle verildi.

Yani bugününü en önemli insanlık sorunlarından iki üçüne ait çalışmalar.

Hıcanın bana verdiği hücre görüntülerini bu akşam TV100’deki “Cengiz ile Ahtapot” programında yayınlayacağım.

Fotoğrafını da bugün sizinle burada görebilirsiniz.

O gün Prof. Hotamışlıgil ile ayrıntılı bir sohbet yaptım.

Şimdi o sohbetin ilk bölümünü sizinle paylaşıyorum.

İkincisi de yarına…

BUGÜNE KADAR DOKU DÜZEYİNDE ELDE EDİLMİŞ EN YÜKSEK ÇÖZÜNÜMLÜ GÖRÜNTÜ

EO: Hocam ekranda gördüğümüz bu görüntü bir çizim mi, yoksa gerçek bir karaciğer hücresi mi?

“Burada gördüğünüz tüm hücre içi moleküler yapılar gerçek, sadece renkler hayal ürünü. Bugüne kadar doku düzeyinde elde edilmiş en yüksek çözünümlü görüntü

(*) Nasıl elde ettiniz bu görüntüyü?

“Bunu elde edebilmek için bir biri ardına yapılan nanometre (yani bir santimetrenin 10 milyonda biri) incelikte on binlerce kesitin işlenmesi ve anlamlandırılması gerekiyor. Bu bilgi 40 terabitten fazla hacimde. Bir araya gelip işlendiğinde hücre içinin 3-boyutlu yapısını bir araya getirebiliyor, hatta bu yapıların içinde moleküler bir yolculuk yapabiliyoruz. Bu veriler geçen ay yaptığımız çok önemli bir yayınımızda açıklandı.”

ŞU 4 BİN KIRMIZI DAİRE BİZE BAKTERİLERDEN KALAN MİRAS

(*) Mesela şu kırmızı halkalar ne?

“Onlar mitokondriler. Hücrenin içinde organellerden (yani özelleşmiş faaliyetler gören mini organcıklardan), bize bakterilerden miras kalmış bir yapı. Enerji ve oksijen tüketen her organizmada olması gereken bir şey. Motoru yani. Bir karaciğer hücresinde sayıları 4000’e ulaşabilir. “

BU BİR HAYVAN HÜCRESİ AMA YAKINDA İKİ İNSAN HÜCRESİNİ DE GÖRÜNTÜLEYECEĞİZ

(*) Peki insan hücresi mi?

“Hayır burada çalıştığımız farelerden elde edilmiş dokudaki hayvan hücresi. Ama yakın zamanda insan karaciğer hücresinin de görüntüsünü alacağız. Şu an merkezimizde Barselona’dan bir karaciğer uzmanı misafir bilim insanı olarak çalışıyor ve bize bu amaç ile katıldı. İki insandan yağlanmış karaciğer örneği aldık ve bunların normal sağlıklı doku ile beraber incelemesine başlayacağız. Bunun akabinde planladığımız daha ayrıntılı çalışmalar da var ve burada Türkiye’deki meslekdaşlarımız ile de ortak çalışmalarımız olacak. “

KARACİĞER HASTALIĞI GERİ DÖNDÜRÜLEBİLECEK Mİ

(*) Karaciğer yağlanması ve siroz konusunda neredeyiz?

“Bilimsel olarak çok hızlı ve önemli gelişmeler oluyor. Ancak kliniğe geçiş açısından henüz çok iyi bir yerde değiliz. Maalesef geçtiğimiz sene sahada önemle beklenen bazı klinik deneylerin son aşamaları olumlu neticelenmedi (bunlar bizim merkez ilgili olan çalışmalar değil). Daha devam eden pek çok çalışma var ama hala çok açık olan ve çok önemli bir alan var. İyi olan şu. Hastalığın mekanizmaları ve gidilecek yol konusunda epey yoğun bilgi sahibiyiz. Uygulamaya geçiş süreçleri de yeni teknolojilerin devreye girmesi ile giderek hızlanıyor. “

(*) Şöyle diyebilir miyiz? Teorik olarak bunun tedavi edilebileceğini biliyoruz.

“Tabi ki diyebiliriz. Çok olasılık var. Bizim de önümüzdeki on sene önceliklerimiz kliniğe geçiş çalışmalarına öncelik verecek. Biraz önce konuştuğumuz moleküler mimari ile ilgili yayında da çok çarpıcı yeni bir metabolik kontrol mekanizması ortaya çıktı ve yepyeni müdahele yollarının önünü açabilecek öngörüler getirdi. Bunun dışında da karaciğer yağlanması üzerine kullanmayı amaçladığımız ve daha ileri düzeylere ulaşmış iki ilaç programımız daha var.”

TİP 2 DİYABETTE İKİ HAFTA ÖNCE YENİ BİR İLAÇ ONAYLANDI

(*) Tip 2 Diyabette ne durumdasınız?

“Bu alanda çok önemli ilerlemeler var. Bunlar içerisinde en önemli küme genel olarak GLP benzerleri olarak adlandırılan ilaç gurubu. Mesela birkaç hafta önce yeni ve etkinliği yüksek bir ilaç daha onaylandı. Bunlar yine benzer mekanizmalar üzerinden çalışan daha etkin veya ikili ilaçlar. Burada iki noktanın altını çizmek lazım. Birincisi bu ilaçlar şişmanlık üzerinde de anlamlı etkinlik gösteriyorlar. İkincisi de, iğne ile verilen formların her gün değil ama 2 veya 4 haftada bir uygulanacak tarzda olması. Tabi bunların ağızdan alınan alternatifleri de olacak, hatta birisi için bu şu an bile mümkün. Yani çok daha etkili bir seri yeni ilaç çıkıyor.”

İNSÜLİN İĞNESİ OLMADAN DİYABET TEDAVİSİ DÖNEMİ AÇILIYOR ARTIK

(*) Nasıl kullanılacak bu ilaçlar? Yani insanlar her gün insülin iğnesi kullanmaktan kurtulacak mı?

“Zaten şu andaki görüş Tip 2 diyabet için insülin tercihini en sona bırakmak yönünde. Tip 2 diyabet tedavisinde insülin uygulamalarından uzaklaşılıyor artık. Bende bu şekilde düşünüyorum.”

TİP 1 DİYABET AİLEDEN BAĞIMSIZ NASIL GEÇİYOR KONUSU AYDINLANIYOR

(*) Peki Tip 1’de durum ne? Yani aileden genetik olarak geçen diyabette?

“Tip 1 diyabet için insülin tedavisinin şu an alternatifi yok. Ancak bu hastalık için de çerçeve hızla değişmeye başladı. Bunu da 3 başlıkta özetleyebiliriz.

Birincisi şu?

Hem kan şekeri takibi hem de insülin tedariki konusunda otomatikleşmiş ve iğne yükünü hafifletip, daha sağlıklı kan şekeri kontrolü yapmak, yeni cihazlar ve insülin ile mümkün hale geldi. Bu uygulamalara herkesin ulaşması için de önemli bir küresel gayret var. İnsülin bile henüz tüm Tip 1 diyabet hastalarının ulaşabileceği bir şekilde tedarik edilemiyor ve bu önemli bir eşitsizlik problemi yaratıyor. “

İKİNCİ GELİŞME BETA HÜCRELERİ İLE TEDAVİ

(*) Peki insülin sorunun dibine inmek mümkün olacak mı?

“Evet ikinci olarak oraya geliyorum.

Bence, Tip 1 diyabet için en önemli dönüşüm insülin üreten beta hücrelerinin üretilmesi ve nakli konusundaki gelişmelerden gelecek. Bu konuda geçtiğimiz sene çok önemli gelişmeler oldu ve kliniğe geçiş süreci başladı. Birden fazla şirket ve araştırma gurubu hem beta hücrelerinin kök hücre teknolojileri ile çoğaltılması hem de insana nakli konusunda önemli ilerlemeler kaydetti. Bu tabi çok zor bir alan ve her şey bitti artık bu konu çözüldü diyemeyiz. Ancak ben eninde sonunda bunun olacağı konusunda son derece iyimserim.”

BAZI İNSANLAR İNSÜLİN SALDIRISINA NASIL DAYANIYOR: SIRRI FABKİN HORMONU

(*) Hocam bazı insanlar niye diyabet oluyor, başkaları neden olmuyor?

“Üçüncü gelişme de işte bu noktada oluyor.

Daha yeni farkına varılan ve üzerinde bizimde yoğun olarak çalıştığımız bir alan var. Şimdiye kadar Tip 1 diyabet üzerine geliştirilmeye çalışılan ilaçların çok büyük çoğunluğu bu beta hücrelerinin ölümünden sorumlu immün(bağışıklık) mekanizmalar üzerine yoğunlaştı ve maalesef bu alan beklenen neticeleri sağlayamadı. Ancak bu süreçte bazı kişilerde immün sistemin şiddetli saldırılarına rağmen beta hücrelerinin direnebildiği ve faaliyetlerini sürdürebildiği ortaya çıktı. Bu da Tip 1 için yepyeni bir yaklaşım ortaya çıkmasına sebep veriyor, o da beta hücrelerini korumak. Bu hem vücudun içerinde doğal olarak bulunan hem de nakledilecek olan hücreler için büyük önem taşıyor. Bizim Sabri Ülker Merkezinde yeni tanımladığımız Fabkin hormonu bunun çarpıcı bir örneği. Bu hormon üzerinden beta hücrelerini immün saldırı altında iken bile uzun süre korumak mümkün. Daha önce yapmış olduğumuz bir diğer çalışmada şu an insanlarda klinik test aşamasına gelmiş durumda ve Columbia Üniversite’sinde süren bir çalışma mevcut.”

KİMİN DİYABET RİSKİ VAR BİLİYORUZ AMA BEKLEMEK ZORUNDAYIZ

(*) Kimin diyabet olacağı önceden bilinebilir mi?

“Tip 1 diyabette risk gurubunda olanlar artık önceden belirlenebiliyor ve bu çok yüksek bir doğruluk oranında yapılabiliyor. Ancak şu an bu kişilere yapılabilecek herhangi bir müdahale mevcut olmadığı için, maalesef diyabetin ortaya çıkmasını beklemek dışında bir şey yapılamıyor. Bizim değiştirmek istediğimiz en önemli uygulamalardan biri bu soruna bir çözüm üretmek. Benim kanaatim, hastalığın ortaya çıkışının kısmen veya tamamen engellenebileceği yönünde.”

HARVARD SABRİ ÜLKER ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

Harvard Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi, bilim dünyasında önemli çalışmalar kazandırıyor. Merkez, Prof.Gökhan Hotamışlıgil’in liderliğinde aralarında Türk araştırmacıların da yer aldığı genç ekibiyle kalp damar hastalıkları üzerine önemli buluşlar gerçekleştiriyor.

Harvard Sabri Ülker Merkezi araştırma ekibi, hücrede kolesterol seviyelerini güvenli bir aralıkta tutmayı sağlayan, “metabolik koruyucu” adını verdikleri Nrf1 molekülünü keşfetti. Bu buluşla bilim dünyasının son dönemde en fazla ses getiren çalışmalarından birine imza atıldı.

Nrf1 proteininin hücre içinde kolesterol mekanizmasındaki fonksiyonu ve moleküler çalışma mekanizması, Sabri Ülker Merkezi’nde 2017 yılında açılan ve hücre yapılarını en ince ayrıntısına kadar inceleyebilme imkanı sunan Görüntüleme Merkezi’nin de imkanları ile çözüme kavuştu.