ÜÇ YIL HAPİS İSTENECEK AMA BİLGİNİN ‘YANILTICI’ OLDUĞUNA KİM KARAR VERECEK?

AK Parti ve MHP’nin Meclis’e taşıdığı, muhalefetin ‘sansür yasası’ olarak tanımladığı düzenleme TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçti. Bu hafta Genel Kurul’da yapılacak görüşmeler öncesi ‘geri adım atılsın’ çağrıları öne çıktı. Düzenlemede en şiddetli eleştiriler, 3 yıla kadar hapis öngören ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ maddesine geldi. Bilginin yanıltıcı olduğuna nasıl karar verileceği vurgulandı.

‘AMAÇ SEÇİMDEN ÖNCE SANSÜR ALANINI GENİŞLETMEK, DÜZENLEME GERİ ÇEKİLSİN’

Muhalefet, tasarının seçimden önce çıkarılmasına dikkat çekerek komisyonda şerh koydu. ‘Hükümetin amacı geçinemeyen milyonların sesini kısmak, muhalefeti susturmak, sosyal medyada cadı avı başlatmak’ değerlendirmeleri öne sürüldü. Basın örgütleri de ‘Suistimale zemin oluşturur’ itirazını dile getirdi. Toplumdaki gerilimi artıracak düzenlemedeki tepki çeken maddelerin geri çekilmesi çağrıları yapıldı.

GERÇEKLİĞE KİM KARAR VERECEK BU YANLIŞTAN DÖNÜN

Adalet Komisyonu’nda kabul edilen ‘Dezenformasyon Yasası’ bu hafta Genel Kurul’a geliyor. Teklif yasalaşırsa ‘yanıltıcı bilgiyi yayma’ suçuna üç yıla kadar hapis cezası verilebilecek. Gerçekliğe kimin, nasıl karar vereceğini soran muhalefet ve hukukçular, düzenlemenin geri çekilmesini talep ediyor.

Meclis’te kritik hafta… TBMM Genel Kurulu İstanbul Finans Merkezi, 6. Yargı Paketi ile basın, sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin kanun tekliflerini yasalaştırmak, Libya’ya asker gönderilmesi için verilen iznin süresinin 18 ay uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi için mesai yapacak. AK Parti ve MHP tarafından ‘dezenformasyonla mücadele’ gerekçesiyle hazırlanan ancak kamuoyunda ‘sansür yasası’ olarak bilinen düzenlemenin Meclis’ten geçmesi durumunda ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma eylemi’ suç kapsamına alınacak, kişiler 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası alacak. Teklifin çok tartışılan 29’uncu maddesine göre; halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak. Muhalefet partileri, basın meslek örgütleri ve hukukçular bu maddenin seçim öncesi bir ‘sopa’ olarak kullanılabileceğini savunuyor. Yalan haberin nasıl tespit edileceği, bu konuda hangi ilkelerle hareket edileceği bilinmezliğini koruyor.

Bilişim hukuku uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz, seçimden önce bir ‘korku iklimi’ yaratılacağını ileri sürdü. ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçundan yüzlerce kişinin yargılanacağını savunan Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Akdeniz “Buradaki sorun hangi bilginin gerçek olduğuna kim ne şekilde karar verecek” dedi. Akdeniz, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada ise bir paylaşımı retweet yapan, alıntılayan kişilerin de suçlu sayılabileceğine yönelik soruya “TCK’ya eklenecek olan maddede ‘açıkça alenen yayan kimse’ denilmiş. Dolayısıyla aslında bu tip içerikleri sadece ilk paylaşan kişiler değil, aynı zamanda yayan, dolayısıyla sosyal medyada beğenen veya paylaşan kişiler, hatta o kişiler hakkında açılan soruşturmalara tepki gösteren ve yargılananlar hakkında ‘bu kadar da olmaz’ tepkisi gösterenlerin de eğer o içerikleri paylaşması söz konusu olursa yargılanmaları söz konusu olacak. Bu da keyfiyete izin veren sistem olacaktır. Bu da tabii korku iklimini ve otosansürü tetikleyecek bir yapıya işaret etmektedir” yanıtını verdi.

TBMM Adalet Komisyonu’nda 29. madde üzerine konuşan Yargıtay 8. Ceza Dairesi üyesi İhsan Baştürk de “Kanun tekniği açısından sıkıntı yaratır. Bir içeriğin sadece beğenilmesi, retweet yapılması, paylaşılması yayma mıdır, bunun sınırları nedir? İştirak hükümleri çerçevesinde nasıl değerlendirilecek? Dolayısıyla hangi fiiller suç oluşturup, hangileri oluşturmayacak? Buradaki gerçeklik nedir?” diyerek endişelerini ifade etti.

Muhalefet düzenlemeye şerh düştü. CHP’nin muhalefet şerhinde “Düşünce ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğüne baskı uygulanmasına meşruluk kazandırılacaktır ki bunun da her an toplumsal bir kaosu tetiklemesi kaçınılmazdır” değerlendirilmesi yapıldı. HDP’nin şerhinde “Enflasyon can yakıyor, miktarını az göstermektir, yoksulluğu örtbas etmektir. Toplantı ve gösteri hakkı askıdadır, bu gerçeği toplumdan kaçırmaktır. Konserler, gösteriler yasak, toplumun yaşam tarzına müdahale var, itirazlara karşı bu kanun teklifi gündemdedir” denildi. CHP’li Özgür Özel “Bu kanun, muhalif basını, susturma, sindirme ve birazcık bir özgürlük alanı bulunan yerden haber geliyorsa orayı da bir şekilde macunlama, kapatma gayretidir” ifadesini kullandı.

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen ise İçişleri Bakanı Soylu’nun “Bizi cinsiyetsizleştirip, LGBTİ yapacaklarmış” sözlerine işaret ederek “Dezenformasyon yasası işte tam da bu tip akıl dışı iftiralar için hazırlandı. Cumhurbaşkanından başlayarak bütün kabine akıllarına gelen tüm fantezileri söyleyecek sonra da bunların deli saçması olduğu gerçeğini söyleyenlere ‘yalan söylüyorsun’ diyerek ceza yağdırmak isteyecekler” dedi.

DEVA Partili Mustafa Yeneroğlu da “Dertleri, ‘Geçinemiyoruz’ diyen milyonların haykırışlarını susturmak” dedi. Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin ise “Yasa teklifi, adeta intikamcı bir biçimde iktidara yönelik tüm eleştirileri susturma hedefiyle hazırlanmıştır. Yapıcı eleştirilerimizi bile göz ardı eden yasa teklifi sahipleri, izahatlarımızı dikkate almamıştır. Yaptığımız tüm katkılar, AK Parti ve MHP tarafından hiçe sayılmıştır. Türkiye’de yasa teklifi, yasakçı, engelleyici, sansürü, oto sansürü tüm topluma yayan ve hürriyetleri kısıtlayan bir tekliftir. Bugün, tüm toplumun haber alma ve verme hakkına karşı en ağır tehlikeyle karşı karşıyayız. Sansür yasası komisyondan geçti. Basın özgürlüğü açısından ülkemizin en karanlık günlerindeyiz” değerlendirmesinde bulundu.