Tunceli’nin Nazimiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Cemevi’ne son 3 yılda 60 bin lira para cezası kesilmesine yönelik açıklama yapan Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, dernek olarak cezaların hukuksuz şekilde kesildiğini dile getirmiş, cemevine ‘ticarethane’ gibi bakıldığını belirterek, ”Dernekler Kanunu’na aykırı olarak çeşitli gerekçelerle kesilen cezaları kabul etmiyoruz” demesi üzerine Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan, yanında bulunduğu kişilerle birlikte silahlı bir fotoğrafı sosyal medyada paylaşmıştı.

“DERHAL GÖREVDEN ALINMALIDIR”

Bunun ardından da Yazar Solgun sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan Düzgün Baba Cemevi’ni silahlı kişilerce adeta basıp cemevi yöneticilerini “Size devletin gücünü göstereceğiz” diye tehdit etmiş gazetecilere de bu pozu vermiş… Bu zorba saygısız haddini şaşırmış memur derhal görevden alınmalıdır” diyerek bu duruma tepki göstermişti.

Sonrasında da Kaymakam Tutkan’ın, kendisi hakkında hakaret davası açtığını belirten Solgun, karakolda ifade verdi.

“BÖYLE ZİYARET OLUR MU?”

Konuya ilişkin sorularımızı yanıtlayan Yazar Cafer Solgun, olayın başlangıcına ve gelinen sürece ilişkin şunları söyledi:

“Geçtiğimiz Şubat ayı içerisinde Nazimiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Cemevi ile ilgili Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’in yaptığı bir açıklama ile olay başlıyor. Açıklamanın konusu; Cemevi’ne fahiş diyebileceğimiz miktarda cezalar kesiliyor ve Cemevi Başkanı da “Cemevleri ticarethane değildir. Bu baskıyı kınıyoruz.” şeklinde bir açıklama yaptı. O cezaların içeriği nedir, Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek kimdir, tanımıyorum. Tanımam da gerekmiyor zaten. Düzgün Baba bizim Dersim’deki ziyaretgahlarımızdan biridir. Düzgün Baba Cemevi de Düzgün Baba Dağı’nın eteklerindeki bizim ibadet mekanlarımızdan biridir.

Bunun üzerine Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan isimli beyefendi, silahlı personeli ile birlikte Cemevi’ni kendi deyişiyle “ziyaret ediyor”. Böyle ziyaret olur mu? Silahlı insanlarla siz ir camiye ya da bir kiliseye ya da bir ibadet mekanı olduğu yere girebilir misiniz? Ne diye gireceksiniz? Baskın edasıyla sözüm ona bir ziyaret gerçekleştiriyor. Hadi ona da “neyse” diyelim. Sonrasında Cemevi’nin önünde yine yanında silahlı personeli ile birlikte, gazetecilere poz veriyor. Baın “poz veriyor”. Yani oradan geçen bir vatandaşın çektiği resimden bahsetmiyorum. Gazetecilere verdiği bir “pozdan” bahsediyorum. O fotoğrafın kendisi zaten çok manidar. Aynı şekilde o fotoğrafın çekildiği esnada kapı önünde bekleyen gazetecilere yaptığı bir açıklama var ve o açıklamada da ‘Devletin gücünü herkese göstereceğiz’ şeklinde sözler sarf ediyor.

“KAMU GÖREVLİSİ OLMAK BU HAKKI VERMEZ”

Bu durum sosyal medyada duyulunca, sayın kaymakamın tutumu ve tehditvari açıklaması tabi ki tepkilere neden oldu. Çok sayıda gösterilen tepkilerden birinin sahibi de bendim ve Twitter’da, sayın kaymakamın şikayetine konu ola şöyle bir tweet attım;

‘Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan Düzgün Baba Cemevi’ni silahlı kişilerce adeta basıp cemevi yöneticilerini ‘Size devletin gücünü göstereceğiz’ diye tehdit etmiş gazetecilere de bu pozu vermiş… Bu zorba saygısız haddini şaşırmış memur derhal görevden alınmalıdır’

Bunun üzerine ben de çağırıldığım karakolda ifademi verdim. “Bu tweet sana mı aittir?”, “Evet bana aittir.” Bu tweet bizim hakarete uğradığımızın bir belgesidir aynı zamanda. Çünkü tweetin altında sözünü ettiğimiz fotoğraf vardı. Sözlerimin arkasında olduğumu söyledim. Ben kimseye hakaret etmedim ama sergilenen bu tavrın kendisi hakarettir. Bu sayın kaymakam istifa edeceğine ya da görevden alınacağına üstüne üstlük şikayetçi oluyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu gibi bir durum ile karşı karşıya kaldım.

Kamu görevlisi olmak, kimseye vatandaşlara ya da vatandaşların bir kısmına hakaret etme imtiyazı vermez. Kamu görevlisi olmak, kimseye silahlı güvenlik güçleri ile sadece ibadet etmek amacıyla girilmesi gerekilen bir mekana bu tarzda girilmesini gerektirmez. Bu hakkı bu yetkiyi kimseye vermez. Aynı şekilde kamu yetkilisi olmak kimseye “Devletin gücünü göstereceğiz” şeklinde tehdit olarak anlaşılabilecek sözler sarf etmek hakkı vermez. Bir kamu görevlisi bütün vatandaşlar gibi hatta bütün vatandaşlardan daha da fazla ibadet mekanlarına saygılı olmak durumundadır. İbadet mekanlarına saygı gösterilmesini bir kamu görevlisinden beklemeyeceğiz de kimden bekleyeceğiz. Bu anlamda sayın kaymakamın sergilediği bu tutumun en hafif tabire saygısızlık olduğu kanaatimi koruyorum. Bu Kaymakam Bey’in bu tutumunu devam ettirdiği ve bir özür dileme erdemi bile göstermediği için görevden alınması şeklindeki görüşümü muhafaza ediyorum. Ben hasbelkader Dersimliyim, Aleviyim ve Düzgün Baba bizim ziyaretgahımızdır. O ziyaretgahın kıyısındaki Cemevi’ne ve oranın yöneticilerine karşı sergilenen bu saygısız durumu protesto etmek de bırakalım Alevi olmayı bir kenara, herhangi bir vatandaşın hakkıdır düşüncesindeyim.”

“SESSİZ KALMAYACAĞIM”

Tutkan’ın davasına karşı bir dava açacağını de belirten Solgun “Hukuki mecrada neler yapabileceğimizi avukatlarıma danıştıktan sonra netleştirebileceğim… Kesin olan bu tutuma sessiz kalmayacak, boyun eğmeyeceğim… Yurttaşlık sorumluluğum sayıyorum bunu.” dedi.

“İNSANI ACI ACI GÜLÜMSETİYOR…”

Özellikle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden yaşanan ve uzunca zamandır devam eden Alevilik tartışmalarına ilişkin de konuşan Solgun, şunları söyledi:

“CHP liderinin hasbelkader Dersimli ve Alevi olmasından hareketle “tartışma konusu” olması, kabul edilecek bir şey değil. Bir siyasi parti lideri politikaları, vaatleri, açıklamaları, söylemleri (vb) nedeniyle tartışılabilir; beğenmek beğenmemek insanların takdir ve tercihine kalmış bir şeydir. Ama mezhebi, inancı üzerinden tartışmak ve bazı yurttaşların maalesef var olduğunu bildiğimiz Alevilere karşı önyargılarını canlandırmak, istismar etmek, bunu bir “siyaset” olarak görmek, ayıplanması gereken bir Türkiye siyaseti gerçeğidir… Maalesef bunun pratiklerini geçmiş seçimlerde gördüğümüzü de hatırlatmadan edemeyeceğim. Sn Kılıçdaroğlu’nun Aleviliği miting meydanlarında defalarca yuhalatıldı… Bu tutumun sahiplerinin yeri geldiğinde “birlik-beraberlik” nutukları çekmesi ise insanı acı acı gülümsetiyor…

Alevilerin kamuda ayrımcılığa uğraması, inanç ve ibadetlerine yönelik saygısız tutumlar öteden beri yinelenen, hep yaşadığımız şeyler… O kaymakamın silahlı personeliyle bir cemevine girmesi ve cemevi önünde o pozu vermesi maalesef egemen devlet aklının tezahürlerinden biri… Cemevine giderken belli ki “bir ibadet mekanına böyle silahlı külahlı gidilmez ki” diye bir düşünce aklının ucundan dahi geçmemiş… Sonrasındaki tehditvari sözleri de cabası… Eleştirince de şikayetçi olacak kadar pişkin… Muhtemelen hissiyatı ‘ben devletim’ şeklindedir. Sen devletsin ama biz de yurttaşız… Bu anlayıştan yoksun…”