FURKAN UZUN- KARAR

9 yıldır Türkiye’de yaşayan Güney Azerbaycanlı yazar Rahim Cavadbeyli’nin Türkiye’deki oturma izni ve kimliği iptal edildi.

Kimliğinin iptal edildiğini 5 Temmuz’da öğrendiğini söyleyen Rahim Cavadbeyli, iptal kararını ‘yasa dışı bir eylem’ olarak tanımladı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya defalarca başvuruda bulunduğunu ancak herhangi bir dönüş alamadığını kaydeden Cavadbeyli, hakkında ‘sınır dışı’ kararı alındığını duyurdu.

Kendisine resmi yollarla haber verilmediğini vurgulayan Cavadbeyli, hukuki haklarını arayacağını belirterek “Kalemimle ve dilimle mücadele veriyorum. Ben bir konuşurum bir de yazarım” diye konuştu.

Türkiye’ye olan sevgisi nedeniyle ABD’den kendisine gelen daveti geri çevirdiğini söyleyen Cavadbeyli, içinde bulunduğu durumu ‘felaket’ olarak tanımlayarak “Türkiye bizim devletimiz. Türkiye, vatanımızın ve milletimizin bir parçası. Türkiye’ye güveniyoruz. Ben Türkiye için ABD’ye gitmeyi reddettim” şeklinde konuştu.

Türkiye ve İran’ın kendisine pasaport vermediğini kaydeden Cavadbeyli, Türkiye’yi uluslararası kuruluşlara şikayet etmeyi düşünmediğini vurgulayarak “Türkiye’yi başka ülkelere, uluslararası teşkilatlara şikayet etmek istemiyorum. Ben kendi devletimi kime şikayet edeceğim?” dedi.

“Anayasa Mahkemesi ‘hak ihlali’ şeklinde görüş bildirdi”

İran’a dönmesi halinde kendisi hakkında idam kararı çıkartılabileceğini belirten Cavadbeyli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“Birleşmiş Milletler teşkilatında uluslararası korumam var. Göç İdaresi idari mahkemenin, istinafın ve Anayasa Mahkemesi’nin bizim lehimize vermiş olduğu kesin karara rağmen bizim kimliğimizi iptal etmesi tamamen yasa dışı bir eylem. Ben demiyorum kanunlar böyle söylüyor. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar bunu söylüyor. Mahkemenin, yargı heyetinin verdiği kararı görmezden geldiler ve benim insanı ve hukuki haklarıma ağır darbe vurarak yasa dışı adımlar attılar. Beni kimliksiz bir konuma oturttular.

2018 Ağustos tarihinde G-87 (Güvenlik açısından tehlike arz eden) kodu ile gözaltına alındım. 6 ay gözaltında tutuldum. İran’a iadem söz konusuydu. İran benim hakkımda kırmızı bülten yayınlayarak beni talep etti. G-87 kodu ile İran’a iade sürecim başladı. Beni Ankara’dan alarak Van’a götürdüler. Ancak sonra mesele TBMM’de ele alındı ve 1 Şubat 2019’da Anayasa Mahkemesi’nin geçici kararı ile serbest bırakıldım. Sonrasında avukatlarım idari mahkemeye giderek dava açtı ve idari mahkeme bizim lehimize karar verdi. İstinaf talepleri reddedildi. Bunun ardından 2021’de Anayasa Mahkemesi bizim lehimize kesin kararı verdi ve uğradığım muamelenin kesin hak ihlali olduğu konusunda görüş bildirdi ve göç idaresine para cezası verdi. Bu olayın ardından meselenin halledildiğini düşümdüm.

Defalarca başvuruda bulundum

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve diğer devlet yetkililerine defalarca başvuruda bulundum ancak buna rağmen herhangi bir dönüş alamadım. 2 ay önce e-Devlet sisteminde benle alakası olmayan şeylerin yayınlandığını gördüm. Sistemde Mardin ve Kanada’da gittiğim yayınlandı ancak bunlar gerçek değil. Göç idaresi Başkanlığı bana kimliğimin silindiğini belirtti. Ben de ona ‘önceden ben bildiride bulunması gerekiyordu’ dedim.

Beni nereye sınır dışı edecekler?

İran tarafından talep edilirsem bu kırmızı bülten ile olabilir. Bu olmuş olsa bile resmi şekilde bu durumdan haberdar edilmem lazım. Ben bunları sokaktan duymamalıyım. Beni sınır edeceklerini söylüyorlar. Beni nereye sınır dışı edecekler ben bunu bilmiyorum. Mahkemenin, yargı heyetinin verdiği kararlara doğrudan direnerek ve karşı çıkarak kendi bildiklerini yapıyorlar. Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen neye dayanarak benim kimliğim iptal edildi? Anayasa Mahkemesi size para cezası veriyor, sizi mahkum etmiş. Burada bir tehdit ama bu tehdit iç tehdit mi yoksa dış tehdit mi bunu yetkili kişiler tespit etmeli.

Yaşadığım durum felaket

Bu gayrimeşru, bu yasa dışı eylemi uygulama cesaretini nereden alıyorlar? Bu kime bağlı ben bunu bilmiyorum. Mücadelemiz belirli yerleri kızdırmış. Burada binlerce İranlı mülteci var. İran tarafı da Türkiye tarafı da bana pasaport vermiyor. Kalemimle ve dilimle mücadele veriyorum. Ben bir konuşurum bir de yazarım. Böyle bir durumda İran ve Türkiye bana pasaport vermiyor. Ben Türkiye için ABD’ye gitmeyi reddettim. 2015 Mart ayında ABD’nin davetini geri çevirdim. 2006 yılında da Bakü’de yaşarken ABD’den teklif aldım ve orada da bu teklifi geri çevirdim. Ancak sonrasında Azerbaycan bize sahip çıkmadı. Türkiye’de yaşadığım durum felaket.

Türkiye’ye güveniyoruz

İran’da 50 milyona yakın Türk var ve bu 50 milyon Türk için mücadele bizim için bir hayat tarzı. Türkiye bizim devletimiz. Türkiye, vatanımızın ve milletimizin bir parçası. Türkiye’ye güveniyoruz. Ama biz Türkiye’de böyle bir hüsrana uğratılıyoruz ki gerçekten şaşırıp kalıyoruz.

‘Elinizden geleni yapın’ diyeceğim

Bundan sonra ne yapacağımı düşünüyorum. Bu işlem bir an önce hallolmazsa göç idaresine giderek ‘elinizden geleni ardınıza koymayın’ diyeceğim. İYİ Parti’den bazı arkadaşlarım ve Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz ve Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ içinde bulunduğum durumu yakından takip ediyor. Pazartesi günü avukatlarımla bazı başvurularda bulunacağım. İki gün önce Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile beraberdim. Hukuki bazda neler yapabileceğimizi görüştük. Uluslararası korumaya sahip olmama rağmen evimde ama kimliksiz bir durumdayım. Ve tehdit kodu üzerimde bir kılıç gibi oynatılıyor.

Vatandaşlık sözü verdiler, G-87 koduyla gözaltına aldılar

2018 yılının ilk günlerinde Türk vatandaşlığı için bana söz verildi. Nüfus Müdürlüğünden davet aldım. Bana durumu anlattılar. 3 ay içerisinde bana pasaport verecekleri şeklinde taahhütte bulunuldu. Ama bana pasaport vermek yerine beni G-87 koduyla gözaltına aldılar. Durumumun düzeltilmesini bekliyorum. Halledilmezse Göç İdaresi Başkanlığına gideceğim ve ‘gerekeni yapın’ diyeceğim. Başka bir çözüm yolum kalmadı.

Türkiye’yi uluslararası teşkilatlara şikayet etmek istemiyorum, kendi devletimi kime şikayet edeceğim?

Anayasa Mahkemesi’nin üzerimde başka bir mahkeme yok. Anayasa Mahkemesi benim lehime karar vermiş. Yargıya güvenmiyor musunuz? Yargı sizi bağlamıyor mu? Uluslararası teşkilatlara başvurmayı düşünüyorum. Ancak Türkiye’yi başka ülkelere, uluslararası teşkilatlara şikayet etmek istemiyorum. Ama size başka bir yol bırakmazlarsa siz ne yaparsınız? İçişleri Bakanı Sayın Soylu’nun hakkımda verdiği vatandaşlık talimatı da duruyor. Türkiye bizim devletimiz. Ben kendi devletimi kime şikayet edeceğim?

Sokakta sürünmektense idam sehpasını öperim

İran’da Türklüğün ihya olması için 35 yılımı verdim. Ben bu dava ile yaşıyorum. Katıldığım canlı yayında da söyledim. Ankara’da, sokakta sürüm sürüm sürünmektense Tebriz’de idam sehpasını öperim. Ama İran beni idam eder mi? İdam edecek kadar ahmak mı? Yok değildir…

Beni öldürmenin kimseye zararı olmaz

Avrupa’ya gider miyim? İstemeden de olsa gitmek zorunda kalabilirim. İran’da hakkımda idam kararı alınmadı ancak bana da uygulanma ihtimali var ve ben öyle düşünmüyorum. Rahim Cavadbeyli gibi 35-40 yıllık deneyimi olan birini öldürmenin kimseye yararı olmaz. İran’da Türk kimliğinin yeniden ihya edilmesi uğrunda mücadele başlattık ve 2003 yılında İran’ı terk ettim. İran tarafı Tebriz’e dönme şartıyla bana pasaport vermeyi taahhüt ediyor. Ancak Türkiye’ye İran’dan gelen herkesin pasaportu var. Bize ise pasaport verilmedi.”

Etiketler:

, , , ,